
Suriye’de Barındırma: Savaşın Derinleştirdiği Kronik Bir Kriz
Özet:
Bu rapor, Suriye’deki barındırma krizinin kronolojik seyrini incelemekte ve krizin, on yıllar önce devlet ihmali, etkin planlamanın yokluğu, eskimiş mevzuat ve boğucu bürokrasi altındaki kurumlar nedeniyle başladığını ortaya koymaktadır. Kriz, işgal altındaki Golan’dan gelen mülteci dalgaları ve kırsal bölgelerden büyük şehirlere yönelik iç göçlerle daha da ağırlaşmıştır. Baas Partisi iktidarı ele geçirdikten sonra, özellikle kendi toplumsal tabanının bulunduğu bölgelerden büyük kentlere göçü teşvik etmiş, ancak buna paralel bir kentsel genişleme ve planlama politikası geliştirmemiştir. Bu durum, gecekondu ve plansız yerleşim alanlarının yaygınlaşmasına ve ülke genelinde konut açığının derinleşmesine yol açmıştır.
2011’de Suriye devriminin başlamasıyla birlikte Esad rejimi halka karşı geniş çaplı bir savaş yürütmüş, yıkıcı silahlarla şehirleri hedef almış, büyük alanları tahrip etmiş ve sakinlerini ülke içinde yerinden edilmiş kamplara ya da komşu ve uzak ülkelere göçe zorlamıştır. Rejim ayrıca muhaliflere ait ev ve arazilere el koymasına imkân tanıyan çok sayıda yasa çıkarmış ve destekçilerini bu bölgelere yerleştirerek, kendisini destekleyen yabancı savaşçıları vatandaşlığa alıp iskan ederek demografik mühendislik politikaları izlemiştir.
Esad rejiminin devrilmesinin ardından konut krizi tüm karmaşıklığıyla yeniden görünür hâle gelmiştir. Birçok geri dönen Suriyeli, evlerinin mülkiyetini kanıtlayamamak, sınırlı arz ve artan talep nedeniyle kiralık konut bulamamak ve fahiş fiyatlarla karşılaşmak gibi acı bir gerçekle yüzleşmiştir. Buna ek olarak, pek çok kişi şehirlerine döndüğünde evlerinin tamamen yıkılmış ve yaşanamaz durumda olduğunu görmüştür. Bu karmaşık ortamda ve ciddi kaynak yetersizliği içinde, yeniden inşa süreci henüz fiilen başlamadan askıda kalmış ve net bir perspektiften yoksundur. Bu durum, bazı kişileri yasal düzenlemelere ve yapı standartlarına uymaksızın evlerini rastgele onarmaya itmekte, bu da konut krizini daha da karmaşıklaştırabilecek yeni sorunlara kapı aralamaktadır.
Rapor, bu bağlamda örnek alınabilecek bazı modelleri vurgulamaktadır. Bunların başında, 2023 depremi sonrasında Türkiye’nin izlediği yaklaşım gelmektedir. Türkiye, inşaat maliyetlerini ve sürelerini azaltan mühendislik modellerine dayanmış ve özel sektörle iş birliği yaparak, afetten etkilenenler için vaat ettiği konutların önemli bir bölümünü kısa sürede inşa edebilmiştir. Ayrıca rapor, Vietnam’ın sosyal konut deneyimini ele almakta; düşük gelirli gruplara yönelik projeleri finanse eden özel bir sosyal konut fonunun kurulmasını, arz-talep dengesini sağlamaya yönelik politikaları ve kısa sürede hedeflerin aşılmasını örnek göstermektedir.
Rapor, Suriye hükümetine ve sivil toplum kuruluşlarına yönelik bir dizi öneri sunmaktadır. Bunların başında kapsamlı bir yeniden inşa planının hazırlanması; yeni inşa edilecek veya onarılacak binalar için net standartlar ve kriterlerin belirlenmesi; kamplardaki mültecilerin, kalıcı konutlar inşa edilene kadar karavanlara veya prefabrik konutlara taşınması için uluslararası aktörlerle koordinasyon sağlanması; ve hızlı inşaat teknolojilerinin bu alanda öncü ülkelerden uyarlanması gelmektedir.
Raporun tamamını okumak için tıkla (Arapça)
بكالوريوس في قسم الفلك وعلوم الفضاء من جامعة أنقرة، مهتم بالشأن التركي وعلاقته بقضايا اللاجئين السوريين، ونشر وشارك في إعداد عدد من التقارير والمقالات حول هذا الموضوع ضمن الوحدة المجتمعية في مركز الحوار السوري




