
Esad Sonrası Suriye: Dönüşen Küresel Düzen İçinde Suriye–Çin İlişkilerinin Geleceği
Özet:
Bu rapor, Esad rejiminin devrilmesinin ardından Suriye–Çin ilişkilerinin seyrindeki dönüşümü, güç dengelerinin değiştiği ve Çin’in ABD nüfuzuna meydan okuyan küresel bir kutup olarak kademeli biçimde yükseldiği uluslararası bir bağlamda incelemektedir.
Rapor, Çin’in artık yalnızca ekonomik alanda değil, aynı zamanda askeri ve teknolojik nüfuz araçlarıyla desteklenen bir güç hâline geldiğini ve bunun Pekin’in rekabet kapasitesini artırdığını ortaya koymaktadır. Buna karşılık ABD hegemonyası kademeli olarak aşınmaktadır. Çin, askeri üretim, uzay teknolojileri ve genel üretim kapasitesi gibi alanlarda Washington ile arasındaki farkı daraltmayı başarmış, hatta nadir toprak elementleri ve gemi inşası gibi bazı stratejik sektörlerde üstünlük sağlamıştır. Bu gelişmeler, Çin’e yeni güç dengeleri içinde somut bir kaldıraç sunmaktadır.
ABD’nin stratejik odağını Orta Doğu’dan Hint-Pasifik bölgesine kaydırmasıyla birlikte, Çin bölgesel sahneye temkinli ve hesaplı bir biçimde girmeye başlamıştır. Bu durum, 2023 yılında Suudi Arabistan ile İran arasındaki arabuluculuğunda açık biçimde görülmüştür.
Bölge dışı düzlemde ise Çin, Pakistan ile giderek derinleşen askeri ve teknolojik ilişkilere sahiptir. Pakistan, yakın zamanda Suudi Arabistan ile ortak savunma düzenlemesi imzalamış; Çin ve Suudi Arabistan’ın desteğiyle Hindistan’a karşı konumlanırken, “İsrail” Hindistan’ı desteklemektedir. Bu temkinli Çin angajmanı, Suudi Arabistan, Mısır ve Türkiye gibi ülkelerin güvenlik şemsiyelerini Washington’a tam bağımlılıktan uzaklaştırma yönündeki eğilimleriyle örtüşmektedir. Bu eğilim, “İsrail”in Katar’a yönelik saldırısının ardından daha belirgin hâle gelmiştir.
Bu dönüşümler ışığında, yeni Suriye uzun vadede değişken ve belirsiz seçeneklerle karşı karşıyadır. Mevcut Suriye–Çin ilişkileri yavaş ve sınırlı bir iyileşme eğilimi göstermektedir. Çin, Suriye’nin egemenliğine yönelik ilkesel siyasi desteğini kamuoyuna açık biçimde dile getirmiş ve “İsrail” müdahalelerini kınamıştır. Bununla birlikte angajmanı temkinli kalmaktadır. Bu temkin, Çin büyükelçisinin Suriye dışişleri bakanıyla yaptığı görüşmede ve Çin’in Birleşmiş Milletler temsilcisinin “Suriye hükümeti” yerine “Suriye geçici otoriteleri” ifadesini kullanmasında da görülmüştür.
Rapor, ikili ilişkilerin uzun vadeli seyrini etkileyebilecek başlıca faktörleri analiz etmektedir. Bunların en önemlileri:
- Artan “İsrail” tehdidi ve Şam’ın bölge ülkeleriyle koordinasyon içinde yeni bir caydırıcılık şemsiyesi arayışı.
- Çin’in Suriye’yi “Kuşak ve Yol Girişimi”ne bağlama isteği, ekonomik varlığını genişletme ve bölgedeki angajmanını artırma hedefi.
Rapor, iki ülke arasındaki ilişkilerin olası gelecekteki seyrine ilişkin senaryoları değerlendirmekte ve kamuoyuyla ilgilenen aktörlerin ve Suriyeli karar vericilerin uluslararası sahneyi stratejik bir bilinçle takip etmeleri, büyük küresel dönüşümlere ulusal kurumlar ile araştırma merkezleri arasındaki koordinasyon yoluyla uyum sağlamaları ve değerlendirmeleri ile politika seçeneklerini düzenli olarak güncellemeleri gerektiğini vurgulayarak son bulmaktadır.
Raporun tamamını okumak için tıkla (Arapça)
باحث ومستشار، كتب و شارك في كتابة العديد من الأوراق المتعلقة بالملف السوري. كما عمل مستشاراً وباحثاً في الشأن السوري لدى عدة مراكز سياسات سورية ناشئة، ولدى منظمات دولية. مدرب في مجال أساسيات ريادة الأعمال وأساسيات التحليل السياسي،




