
Suriye Sahilinde İran, Rusya ve “İsrail”in Rollerine Dair Bir Değerlendirme
Özet:
Bu rapor, Suriye sahilindeki son gerilim dalgasını, Humus’taki Ali Camii’ne yönelik saldırının ardından ortaya çıkan mezhepsel kutuplaşma ile eski rejim kalıntılarının harekete geçmesi arasındaki kesişim bağlamında ele almaktadır. Ayrıca, bu hareketliliği tetikleyen veya bundan yararlanan olası uluslararası aktörlerin rollerini incelemektedir. Rapor, mevcut dinamiklerin temel itici gücünün, başta eski rejim kalıntılarının nüfuzlarını yeniden tesis etme girişimleri olmak üzere, iç faktörler olduğunu ortaya koymaktadır. Bununla birlikte, bölgesel bağlam, bazı devletlerin müdahalelerini zamanlama ve kapasite sınırları açısından önemli bir etken hâline getirmektedir.
Rapora göre İran, son gerilimde en etkili dış aktör konumundadır. Tahran, önceden oluşturulmuş ağları harekete geçirerek durumu karmaşıklaştırmak ve sınırlı ölçekte kaos üretmekte, lojistik altyapısını korumakta ve artan bölgesel gerilimler ortamında Şam ve müttefikleriyle dolaylı müzakere aracı olarak bu istikrarsızlığı kullanmaktadır. Buna karşılık Rusya, mevcut hareketliliği destekleme konusunda ciddi bir angajman sergilememekte; aksine nüfuzunu istikrar ve resmî uzlaşılar üzerinden sürdürmeyi tercih etmekte ve çıkarlarını tehdit edebilecek zayıf aktörlere veya maceralara bel bağlamaktan kaçınmaktadır.
“İsrail” açısından ise rapor, şu aşamada örgütlü bir destek sunmaksızın seçenekleri yokladığını ve bunların sinyalini verdiğini öne sürmektedir. Tel Aviv’in önceliği, istihbarat toplamak ve yeni tehditlerin oluşmasını engellemek olup, maliyetli yerel vekil aktör senaryolarından uzak durmaktadır.
Rapor, sonuç bölümünde, siyasi değişimin üzerinden bir yıldan fazla zaman geçmesine rağmen eski rejim kalıntılarının girişimlerini sürdürmesinin, istikrar sürecinin ne kadar kırılgan olduğunu gösterdiğini vurgulamaktadır. Ayrıca, Suriye’nin iç cephesini tahkim etmenin yalnızca güvenlik araçlarıyla mümkün olmadığını; bunun için gerçek bir geçiş dönemi adaleti, hukukun üstünlüğü ve devrimci tabanın kaygı ve mağduriyetlerinin ciddi biçimde ele alınmasının zorunlu olduğunu belirtmektedir. Bunlar, yeni Suriye’nin ve tüm Suriyelilerin—farklı toplumsal ve mezhepsel aidiyetlerine bakılmaksızın—istikrarı için en önemli teminat olarak görülmektedir.
Raporun tamamını okumak için tıkla (Arapça)
باحث ومستشار، كتب و شارك في كتابة العديد من الأوراق المتعلقة بالملف السوري. كما عمل مستشاراً وباحثاً في الشأن السوري لدى عدة مراكز سياسات سورية ناشئة، ولدى منظمات دولية. مدرب في مجال أساسيات ريادة الأعمال وأساسيات التحليل السياسي،




